hikayemiz resmimizin altında.. :)

hikayemiz resmimizin altında.. :)
hikayemiz resmimizin altında.. :)

31 Mart 2011 Perşembe

Evliliğimizin 144. günü :) Tiyatro Akşamı :)


Aslında bu aralar hiç aklımızda yoktu, hafta içi gitmek de zor olurdu zaten ama biz bu akşam tiyatroya gittik.. Oyunun adı Hamxlet.  Adından da anlaşılacağı gibi Shakespeare'in Hamlet oyundan uyarlama.. Aslında tam olarak uyarlama değil de, "Hamlet'in ardından neler olur?" sorusunu yorumlama..

Oyun,
İzmir Fuarı'nda / Kültürpark'ta, İzmir Sanat'taydı Önce gidip arabayı bıraktık, ardından çıkıp yemek yedik.. Sonra tekrar fuara geri dönüp dolaşmaya, gezinmeye, koşmaya başladık :)

Biz çok eskiden de gelip gezerdik burada, anılarımız tazelendi, güldük, düşündük.. Düşündükçe daha çok güldük :) Sonra aklıma geldi birden, "Kali'ye dal parçası toplayacaktık" dedim :) Heryer orman sayılır orada, ağaç dolu :) Topladık bir sürü dal parçasını, saat de yaklaşmıştı yürümeye başladık sanat merkezine doğru..

Sonra dedim ki sevgilime "İçeriye girerken onları benim çantama koymayı düşünmüyorsun değil mi?" :) O da "Yok da.." dedi :) Hani "bilmem ki, düşündüm galiba" der gibi :) Ardından, "bırakırız bir yere, çıkışta alırız o zaman bitanem" dedi :)

Kapının tam girişinde, dev bir saksı vardı, o kadar dev ki saksının içinde ağaç var yani :) Kalabalıkta çaktırmadan iliştirdik oraya bir yere :)

Neyse girdik salona, izledik oyunu ki öykü de, oyunculuk da, kurgu da, senaryoda sahiden muhteşemdi.. Öyle hayran kaldım ki, tekrar izlemek bile isterim..

Çıkışta ise, kalabalıkta hızlı hızlı ilerlerken, "odunlarımız!!" diye bağırdım birden :) Sanki dal parçalarını değil de kolumu, bacağımı bıraktım orada :) içimden nasıl telaşlandım birden :) Ama önemli de aslında, şimdi Kali her yeri kemiriyor ya, araştırdık biraz dal parçaları işe yarıyormuş bu konuda. Zaten ısırmasının sebebi, çok fazla büyüme ihtimali olan dişlerinin büyümesini kontrol altında tutmak.. Tabii bu arada olan eşyalara oluyor, halıya, koltuğa, masaya, kablolara, diğer bilumum eşyalara bir güzel ısırık atılmış durumda :) İşte bu yüzden önemliydi onlar :)

Yine çaktırmadan aldık dalları, gerçi çaktırmadan diyorum da koskoca sanat merkezinde hiç mi kamera olmayacak, vardır kesin :) Neyse sonuçta bizi ensemizsen tutup, "napıyosunuz siz burda bakiim!!" diyen, iri yarı bir adam olmadı çok şükür :)

Bu arada, benim oyunun 2. yarısından itibaren bir karnım acıktı anlatamam.. Çıktığımızda da saat 12 ye geliyordu, yine de Alsancak'ta, Kordon'da dolandık biraz ama canım birşey yemek istemedi orada. "Hafif olsun, çorba, tost filan" dedim ama ne oralarda arabayı koyacak bir yer, ne de ben de uzağa parkedip yürüyebilecek mecal yoktu :) Sevgilim "bakalım başka yerlere bitanem" dese de, evimizin yolunu tuttuk, gider gitmez de yatmak istedim zaten.

Kapıdan girince önce Kali'ye baktım, su içiyordu, beni görünce hemen kafesin kapısına geldi çıkmak için ama o kadar yorgun ve uykusuzdum ki, o anda onu bile hayal meyal gördüğümden açamadım kapısını.. Şu anda hiç hatırlayamadığım bir iki şey söyledim ona, sonra gidip yattım..

Böyle olunca tabii ne oldu? Bütün gece rüyamda ağladım.. (Tamam rüyalar bütün gece sürmez.. Lafın gelişi :) ) Rüyamda, sevgilim Kali'yi bir pet shop mı desem, tam olarak öyle de değil, böyle harabe gibi, hayvanların güya satılmak için tutulduğu bir yere götürmüş. Ben tabii bunu duyunca kahrımdan ağlaya ağlaya mahvoluyorum.. Yalvarıyorum "Lütfen geri alalım" diye :) Gidiyoruz sonra bir bakıyoruz, küçücük bir kafeste 2şer, 3er koymuşlar tavşanları.. Kali beni görünce parmaklıkları tırmalamaya başlıyor hemen ve bu arada çoook büyümüş, kedi gibi olmuş :) Ve tabii mutlu son, bu sefer sevinçten ağlıyorum :) Sabah sabah da bitaneme kızgın kızgın anlatıyorum bunu. İşte "sen şunu yaptın, sen bunu yaptın" diye :) Güldük tabii sadece :)

Öyle bir bağladım ki Kali'ye bana ne yaparsa yapsın, alıp koynumda sevesim geliyor onu hep, öyle de yapıyorum zaten :) O ne yaparsa yapsın seviyorum :)

Hatta, kendimi bildim bileli en çok sevdiğim, annemin sayesinde, kırılıp kaybolduğunda hemen yenisinin alınıp, oyuncak sepetimden Asla eksik olmayan, şu yaşımda bile elimden bırakmak istemediğim oyuncağımı kemirmiş olsa bile.. :)

İşte bu yüzden rüyamda ona birşey olursa diye kendi kendime dövünüp duruyordum.. "Bakamadım ben ona, sahip çıkamadım ben onaaa.." diye :) 


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder