Yine eve gittiğimizde acele acele hazırlanıyorduk ama o kadar iş yaptık ki :)
Dizi başlayana kadar ben iki makina çamaşır yıkadım,
banyoda aynasıydı, lavabosuydu biraz temizlik yaptım,
Çamaşır askısındaki havluları topladım :) (çeyizlerin arasında koca bir çanta havlu duruyormuş da biz görmemişiz :) bu kadar çok havlumuz olduğunu bilmiyorduk, hatta o kadar çok ki bir kısmı dağıtılacak.. yine de hepsi yıkandı, çünkü çok kötü "yeni kokuyorlardı".. ben hiç sevmem.. )
Sonra makinadaki çamaşırları astım ve bu arada bitanem "dizi masamızı" hazırlamakla meşguldü :) yine çerezler, tatlılar, içecekler :)
Allahım patlayacağız birgün abur cubur yerken :)
Sonrası işte klasik pazartesi.. Oturduk dizi izledik :)
Bazen hayat hep aynı olabiliyor ama bizim için en önemli şey rutin bir yaşamdan sıkılmıyor olmamız galiba..
Daha doğrusu rutin hayatı sıkıcı hale getirmiyoruz. Yani, akşam eve gelmek, yemek yemek, uyumak.. bunlar kaçınılmaz, hergün yapılır çoğu..
Ama belki de bizim bunları yerlerine getiriş şeklimiz, onları eğlenceli hale getiriyor..
Mesela; geçen akşam ben sevgilime çay yapmıştım..
Evet çayı çok seviyor bitanem, ama ben hiç sevmedim kendimi bildim bileli de neyse :)
O çalışırken çayı yanına götürdüm..
Ama fincanı masaya bırakıp "sana çay getirdim" şeklinde değildi çayı götürmem :)
Saçlarımı bir bandana ile topladım, elbise gibi çok şirin bir mutfak önlüğü giydim, bir adisyon hazırladım canım aşkıma götürdüm çayını :) :)
Beni öyle gören sevgilim çok şaşırdı ve çook güldü tabi :)
Üzerine bir de "çay sizindi galiba" deyip, ciddi ciddi adisyonu uzatınca da çocuk gibi mutlu olup, içleri gülen güzel gözlerini görünce de dünyalar benim oldu tabi :) :)
Gerçekten mutlu olabilmek için yapılması gereken en büyük şey, sevdiğimiz birini mutlu etmek galiba..
Canım aşkımın o halini görünce, içim kıpır kıpır oluyor hemen :)
İşte bu da o adisyon :) ;
Bazen hayat hep aynı olabiliyor ama bizim için en önemli şey rutin bir yaşamdan sıkılmıyor olmamız galiba..
Daha doğrusu rutin hayatı sıkıcı hale getirmiyoruz. Yani, akşam eve gelmek, yemek yemek, uyumak.. bunlar kaçınılmaz, hergün yapılır çoğu..
Ama belki de bizim bunları yerlerine getiriş şeklimiz, onları eğlenceli hale getiriyor..
Mesela; geçen akşam ben sevgilime çay yapmıştım..
Evet çayı çok seviyor bitanem, ama ben hiç sevmedim kendimi bildim bileli de neyse :)
O çalışırken çayı yanına götürdüm..
Ama fincanı masaya bırakıp "sana çay getirdim" şeklinde değildi çayı götürmem :)
Saçlarımı bir bandana ile topladım, elbise gibi çok şirin bir mutfak önlüğü giydim, bir adisyon hazırladım canım aşkıma götürdüm çayını :) :)
Beni öyle gören sevgilim çok şaşırdı ve çook güldü tabi :)
Üzerine bir de "çay sizindi galiba" deyip, ciddi ciddi adisyonu uzatınca da çocuk gibi mutlu olup, içleri gülen güzel gözlerini görünce de dünyalar benim oldu tabi :) :)
Gerçekten mutlu olabilmek için yapılması gereken en büyük şey, sevdiğimiz birini mutlu etmek galiba..
Canım aşkımın o halini görünce, içim kıpır kıpır oluyor hemen :)
İşte bu da o adisyon :) ;
Evet evet aldım "hizmet bedeli"mi :) :)
Maşallah ;)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder