Dün, aslında en çok aktarın, Kemeraltı'nda olduğunu düşündüm.. "Ama şimdi kim gidecek oraya.." dedim. Öğleden sonra saat 4 gibi sevgilim aradı. "Bitanem ben bir iş için Kemeraltı taraflarında olacağım, seni almaya da oradan geleceğim." dedi =) Ben de O'na, zaten oraya gitmek istediğimi, beni orada beklemesini, yanına gideceğimi söyledim..
İşlerimiz bitince tekrar konuştuk, ben de çıkmak için toparlanmaya başladım. Tam çıkmak üzereyken, sevgilim tekrar aradı, "Neredesin bitanem?" diye sormak için.. Çıkmak üzere olduğumu söyledim, hemen indim aşağıya.. Bir baktım, canım aşkım dayanamamış zaten, beni almaya gelmiş =)
Sonra sevgilim bana yolda, "Bitanem biz de şimdi orada midye yedik, çok güzeldi, çok da yedik!.." diye anlatmaya başladı =) En sevdiğim şeylerden biri olduğunu da biliyor, kızdım ben de "Madem bensiz yedin, niye anlatıyorsun!" =)
Çarşıya girer girmez, beni önce doğruca restoranın önüne getirdi canım aşkım =) "Canın çeksin ki, sana yedireyim diye anlattım bitanem" dedi =) Keşfettiğimiz çok iyi oldu orayı da, artık her gidişte önce orada olacağız kesin! =)
Midyelerden sonra çarşıda dolaştık biraz.. Önce aktara uğradık, birkaç bakım yağı, bir de artık dayanılmaz hale gelen hatta geceleri uykumdan eden reflü için birkaç şey aldık. Ardından sevgilime, 2 gömlek, 2 tişört, 1 eşofman altı, 1 tane de cüzdan aldık.. Bana da, yine 1 eşofman altı, 3 bluz ve 1 çanta aldık. Bunları da "kime ne almışız?" unutmamak için yazıyorum, çünkü hem alışveriş boyunca, hem dönüşte canım aşkım, "Bana çok şey aldık, sana daha az aldık., Neden sen birşey istemiyorsun hiç.. Artık bana hiç birşey almayalım.. Gel sana başka şeyler de alalım.." dedi sürekli. O ciddi ciddi, hatta yok yere içten içe üzülerek söyledi ama beni çok güldürdü =) "Almak zorunda değiliz, ihtiyacım yok." desem de o bluzlar ve çantayı O'nun ısrarı sayesinde aldım.. Bu arada tabii, şunu aldık, bunu aldık derken gereksiz yere, israf olacak şeyleri almıyoruz hiç bir zaman. Hele ki, dünyadaki bu eşit olmayan yaşamları düşündükçe.. İnsan kendinden utanır zaten..
Neyse, yemekti, alışverişti derken hava kararmaya, hatta yağmur yağmaya başladı.. Hafif ıslansak da neyseki araba çok uzakta değildi. Bu arada yolda babaannemle konuştuk, çok şükür ameliyatı çok iyi geçmiş, sesi çok iyi geliyordu.
Eve gittiğimizde, ben yine komik bir cümle kurdum ve şu an ne dediğimi hatırmalıyorum ama asansörde, kapının önünde gülme krizine girdim =) Beni güldüren kendi cümlem değil de, sevgilimin ben taklidi =)
Girer girmez yine önce Kali'mize baktık, ona da yem almıştık zaten onu verecektik ama korkudan ne zamandır ertelediğimiz tırnak kesme işlemini gerçekleştirmeye karar verdik =) Allah'ım ne kadar zordu! Defalarca, "vazgeçip veterinere gidelim!" dediğimizi hatırlıyorum =) Ama sonuçta öğrenmemiz gerekiyordu. Canını yakmaktan öte, korkmasından endişe ettik, çünkü canını yakmazdık zaten. O yüzden, 2 tırnağını kestik, hemen fırladı elimizden, uzandı yere upuzun kalp atışlarının sakinleşmesini bekledik.. Sürekli bu döngüde bitirdik çok şükür ama hiç kolay olmadı..
Ve bu arada, sakarlığım hala uzerimde.. Elimi, kolumu bir yerle çarpıp duruyorum, bugün de tencreyi bulaşık makinasına koyarken, sapı plastik olmasına rağmen elimi kesti.. Önce birşey yokmuş gibi geldi ama ardından kanamaya başlayınca, zorla içeri götürüp, pansuman yapmak zorunda kaldı sevgilim..
Bir de dün gece yatağa uzandım, 1-2 dakika geçti geçmedi, "aa ben sana çay yapmıştım yaa!" dedim bitaneme =) Unutmuşum =) Benzeri de bu akşam oldu, çay yaptım yine saat 23:30 gibi getirebildim sevgilme =) O da uykulu uykulu 1 fincan da olsa içti, o kadar yapmışım artık diye =)
Bir de bugün, dakikalarca güldüğüm, hatta nefes alamadığım yemek yiyemediğim birşey yaptı ki sevgilim =) Hala gülesim geliyor =) Şaka oldun diye bana birşey yapmıştı, ben de "canımı yaktın ama!" dedim =)
İşlerimiz bitince tekrar konuştuk, ben de çıkmak için toparlanmaya başladım. Tam çıkmak üzereyken, sevgilim tekrar aradı, "Neredesin bitanem?" diye sormak için.. Çıkmak üzere olduğumu söyledim, hemen indim aşağıya.. Bir baktım, canım aşkım dayanamamış zaten, beni almaya gelmiş =)
Sonra sevgilim bana yolda, "Bitanem biz de şimdi orada midye yedik, çok güzeldi, çok da yedik!.." diye anlatmaya başladı =) En sevdiğim şeylerden biri olduğunu da biliyor, kızdım ben de "Madem bensiz yedin, niye anlatıyorsun!" =)
Çarşıya girer girmez, beni önce doğruca restoranın önüne getirdi canım aşkım =) "Canın çeksin ki, sana yedireyim diye anlattım bitanem" dedi =) Keşfettiğimiz çok iyi oldu orayı da, artık her gidişte önce orada olacağız kesin! =)
Midyelerden sonra çarşıda dolaştık biraz.. Önce aktara uğradık, birkaç bakım yağı, bir de artık dayanılmaz hale gelen hatta geceleri uykumdan eden reflü için birkaç şey aldık. Ardından sevgilime, 2 gömlek, 2 tişört, 1 eşofman altı, 1 tane de cüzdan aldık.. Bana da, yine 1 eşofman altı, 3 bluz ve 1 çanta aldık. Bunları da "kime ne almışız?" unutmamak için yazıyorum, çünkü hem alışveriş boyunca, hem dönüşte canım aşkım, "Bana çok şey aldık, sana daha az aldık., Neden sen birşey istemiyorsun hiç.. Artık bana hiç birşey almayalım.. Gel sana başka şeyler de alalım.." dedi sürekli. O ciddi ciddi, hatta yok yere içten içe üzülerek söyledi ama beni çok güldürdü =) "Almak zorunda değiliz, ihtiyacım yok." desem de o bluzlar ve çantayı O'nun ısrarı sayesinde aldım.. Bu arada tabii, şunu aldık, bunu aldık derken gereksiz yere, israf olacak şeyleri almıyoruz hiç bir zaman. Hele ki, dünyadaki bu eşit olmayan yaşamları düşündükçe.. İnsan kendinden utanır zaten..
Neyse, yemekti, alışverişti derken hava kararmaya, hatta yağmur yağmaya başladı.. Hafif ıslansak da neyseki araba çok uzakta değildi. Bu arada yolda babaannemle konuştuk, çok şükür ameliyatı çok iyi geçmiş, sesi çok iyi geliyordu.
Eve gittiğimizde, ben yine komik bir cümle kurdum ve şu an ne dediğimi hatırmalıyorum ama asansörde, kapının önünde gülme krizine girdim =) Beni güldüren kendi cümlem değil de, sevgilimin ben taklidi =)
Girer girmez yine önce Kali'mize baktık, ona da yem almıştık zaten onu verecektik ama korkudan ne zamandır ertelediğimiz tırnak kesme işlemini gerçekleştirmeye karar verdik =) Allah'ım ne kadar zordu! Defalarca, "vazgeçip veterinere gidelim!" dediğimizi hatırlıyorum =) Ama sonuçta öğrenmemiz gerekiyordu. Canını yakmaktan öte, korkmasından endişe ettik, çünkü canını yakmazdık zaten. O yüzden, 2 tırnağını kestik, hemen fırladı elimizden, uzandı yere upuzun kalp atışlarının sakinleşmesini bekledik.. Sürekli bu döngüde bitirdik çok şükür ama hiç kolay olmadı..
Ve bu arada, sakarlığım hala uzerimde.. Elimi, kolumu bir yerle çarpıp duruyorum, bugün de tencreyi bulaşık makinasına koyarken, sapı plastik olmasına rağmen elimi kesti.. Önce birşey yokmuş gibi geldi ama ardından kanamaya başlayınca, zorla içeri götürüp, pansuman yapmak zorunda kaldı sevgilim..
Bir de dün gece yatağa uzandım, 1-2 dakika geçti geçmedi, "aa ben sana çay yapmıştım yaa!" dedim bitaneme =) Unutmuşum =) Benzeri de bu akşam oldu, çay yaptım yine saat 23:30 gibi getirebildim sevgilme =) O da uykulu uykulu 1 fincan da olsa içti, o kadar yapmışım artık diye =)
Bir de bugün, dakikalarca güldüğüm, hatta nefes alamadığım yemek yiyemediğim birşey yaptı ki sevgilim =) Hala gülesim geliyor =) Şaka oldun diye bana birşey yapmıştı, ben de "canımı yaktın ama!" dedim =)
Halbuki canım o kadar da yanmamıştı.. Sonra,
"Birşey yapmadım ki bitanem, bak kendime de yapayım."
dedi ve bana yaptığının kat kat fazlası biçimde, elinin tersiyle bacağına bir vurdu =)
O surat ifadesi, hatta yerinden sıçrayışı, hatta ve hatta ben "Yalancı, şaka yapıyorsun değil mi!" dediğimde "Yalancı mı, yalancı yapmıyorum!" diye, can acısından cümle bile kuramaması gözümün önünden gitmiyor =) =) Off, şimdi bile gözümden yaşlar geldi yazarken =)
Ve tam şu anda, sevgilim aradı konuşamadım gülmekten =) Niye güldüğümü söyleyince, "Yalancı yapmıyorum demiştim ben değil mi?" dedi =) Zar zor tamamladık, telefon görüşmemizi =) Allah hepimizin yüzünü hep güldürsün inşallah..
"Birşey yapmadım ki bitanem, bak kendime de yapayım."
dedi ve bana yaptığının kat kat fazlası biçimde, elinin tersiyle bacağına bir vurdu =)
O surat ifadesi, hatta yerinden sıçrayışı, hatta ve hatta ben "Yalancı, şaka yapıyorsun değil mi!" dediğimde "Yalancı mı, yalancı yapmıyorum!" diye, can acısından cümle bile kuramaması gözümün önünden gitmiyor =) =) Off, şimdi bile gözümden yaşlar geldi yazarken =)
Ve tam şu anda, sevgilim aradı konuşamadım gülmekten =) Niye güldüğümü söyleyince, "Yalancı yapmıyorum demiştim ben değil mi?" dedi =) Zar zor tamamladık, telefon görüşmemizi =) Allah hepimizin yüzünü hep güldürsün inşallah..

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder